‘Anlatacak hikâyesi olan bir halkın dili ölmez’

Kürt şair ve yayıncı Lal Laleş, uzun zamandır üzerine çalıştığı Deqên Qesas/Katil Dövmeleri, şairin belki de en incelikli Kürtçe şiir kitabı. Çalışkan, üretken ve aynı zamanda Kürt edebiyatında birçok anlamda örnek edebi kimliğiyle eserlerini yayına hazırlayan Laleş’in yeni şiir dosyalarının yanısıra iki de roman çalışması var. Kürt şiirinde ‘Rewşen kuşağı’ diye ilk kez kendisinin dillendirdiği kuşaktan gelen Laleş, kendinden sonraki kuşaklara da ayna tutacağa benziyor. Şair-yayıncı Lal Laleş ile modern Kürt şiirini, Lîs Yayınevi’nin yayın çizgisini, yeni çalışmalarını ve Rewşen kuşağını konuştuk.

* Kamuoyu sizi son yıllarda daha çok Türkçeden Kürtçeye yaptığınız çevirilerle ve genel yayın yönetmenliğini yaptığınız Lîs Yayınevi’nin çalışmalarıyla duyar oldu. Uzun zamandır şiir yazan biri olarak sadece iki şiir kitabı ve uzun bir ara. Neden?

- Kürtçe edebiyatın temel meselelerinden biri yazınsal sürekliliktir. Yazarın istikrarlı şekilde sözcüklerle yazıyla ilişkisini sürdürüp sürdürememe meselesidir. Yazarın poetikasını bütüncül ve sistemli şekilde göz önüne serebilmemiz için külliyatını edebiyattaki tarihsel yolculuğunu, duraklarını ve sıçrama noktalarını iyi değerlendirmemiz gerekir. Uzun sürede az şiir yazmam poetikamın ayrılmaz parçalarından biri. Yayınlanmış iki şiir kitabım -Berbejna Rê/Yol Muskası ve Deqên Qesas/Katil Dövmeleri- ve yayınlanmamış Matmayînên Ronya/Ronya’nın Afallamaları ile Siltana Sûka/Çarşıların Sultanı kitaplarım, bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Bütüncül yaklaşım, tek tek şiir yazmaktan bir hayli zor bir yazın biçimidir. Çünkü yazdığım her şiiri bir bütünün parçası olarak tasarlıyorum. Bu da hayli zor ve zahmetli bir iş. Zamana yayılmış, zamana direnen, çağıyla hesaplaşan bir şiir benimkisi. Öte yandan şiir ve şiir çevirilerim paralel zamanlarda yürüttüm. Bu da şiirimi besleyen önemli bir faktör. Berbejna Rê/Yol Muskası ile Küçük İskender’in seçme şiirlerinden oluşan ilk çeviri kitabım Barudî 2003’te yani aynı yıl okuyucuyla buluştu.

* Tabii her metin okuyucusu tarafından yeniden yaratılır. Hal böyleyken gene de sormadan edemeyeceğim. İlk kitabınız Berbejna Rê’den Deqên Qesas’a nasıl gelindi? Bize kendi dil serüveninizi anlatabilir misiniz?

- Şiir dilimin iki ana damarı vardır. Deqên Qesas’ta dil yalın olduğu kadar yakıcıdır. Berbejna Rê’de dil yoğun olduğu kadar mistik ve mitolojiktir. Deqên Qesas özel isimler, cins nesneler ve iç tarihler üzerinden diktiğim evren ağacıdır. Okuyucunun bu evren ağacının dibini eşelemesini istiyorum. Qazî Muhamed’ten Hindistan’a; Paul Eluard’dan İspanya’ya; Paves’ten Diyarbakır’a uzanan bir yol var. Neruda’nın postacısı mutlaka Dağkapı’da bir evin kapısını çalmıştır. Franko’nun faşistleri Zanqirt (Bilge) Köyü’nde kıyım yapmışsa, ortak acıların açmazlarını yaşıyorsak, tasada ve sevinçte birlik olmamışsak… Benim şiirim de aslında evrensel kederi ve kaderi buluşturuyor ve buna itiraz ediyor. Kesişen tarihlerin sureti deqler/metinler çağımızın tanığıdır. Berbejna Rê ise yerin yedi kat altına yapılan hazin bir aşk yolculuğudur. Dili ve biçimi Deqên Qesas’tan oldukça farklıdır. Sözcüklerin yerini imge dizgesinde doğru tayin ettiğiniz oranda iyi şiir yazmış olursunuz. Ben bunu Berbejna Rê’de yaptığıma inanıyorum.

* Çağdaş Kürt şiiri hakkında ne düşünüyorsunuz? Kürt şiiri, en azından Kurmancî özelinde, nereden geldi, nereye akmakta?

- Kürt şairleri evrensel ölçekte şiirler yazıyor. Dünya şiirine farklı bir soluk veriyor. Bugün dünyanın Kürt şairlerden yeterince haberinin olmaması henüz ciddi boyutlarda çevirinin yapılmıyor olmasındandır. Ama er ya da geç dünya edebiyatı Kürt şiirini keşfedecek. Bugün çok sayıda iyi şairin olması ve iyi şiirler yazıyor olmasının türlü nedenleri var elbette. Bunda Kürt şiir geleneğinin payı büyüktür.

* Kürt edebiyatında kuşaklar var mı, yok mu ayrı bir tartışma konusuyken, sanırım 90’lı yıllarda Rewşen dergisiyle başlayan Jiyana Rewşen ve Rewşen-Name’yle süren edebî hareketlenmeyi Rewşen Kuşağı diye ilk adlandıran siz oldunuz. Bu konudaki tespitleriniz nelerdir?

- Kürtçe edebiyatın kayıp kuşakları var. 1979-80 yıllarında ilk sayısı Diyarbakır’da çıkan Tîrej Dergisi -ki Rojen Barnas, Arjen Arî, Berken Bereh gibi kalemler yazmıştı- kayıp kuşaktır. Yayın hayatını sürdürseydi Kürtçe edebiyatın konumu bugün daha güçlü olurdu. Kayıp kuşaklar kadar kayıp şairleri de vardır Kürtçe edebiyatın. Edo Dêran siyasetin dağınıklığı içinde kaybolup gitti. Jan Dêran’ın Edo Deran’ın hayatıyla, şiiriyle ilgili yaptığı çok kıymetli çalışma bile Deran’ı Kürtçe edebiyatın gündemine taşımak için yetmedi; kayıp kuşak olmaktan kurtaramadı. Rewşen dergisi ve onun devamı niteliğinde olan Jiyana Rewşen ve Rewşen-Name’nin çıktığı dönemde Kürt mücadelesinin evrildiği süreci olduğu kadar Kürtçe edebiyatın siyasi ve sosyo-ekonomik tarafını iyi anlamak lazım.

Rewşen dergisi aydınlanmacı, entelektüel bir çıkıştır. Siyasi gücünü Kürt siyasetinin açtığı alandan, kültürel gücünü Dengbêj geleneği başta olmak üzere Kürt folklorundan, Kürtçenin yasaklı edebi birikiminden, entelektüel donanımını ise Türkçe edebiyat ve Türkçeye yapılan çevirilerden almıştır; birinci cumhuriyetin tercüme odasının çeviri politikası üzerine inşa edilmiş Türkçe edebiyat üzerinden bağ kurmuştur. Kürt entelektüelleri siyaseten Türkiye soluyla yollarını ayırmışsa da kültürel olarak ayrıl(a)mamıştır. Cumhuriyet modernizmi eğitim aygıtları, kültürel evreni ve yabancı dillerden Türkçeye çevrilen metinler üzerinden her Kürt aydınının ruhuna nüfuz etmiştir. Diaspora aydınları bile dünyadaki edebi ve kültürel gelişmeleri Türkçe, Arapça, Farsça üzerinden takip etmişlerdir.

* Ya Avrupa’daki Kürt aydınları?

- Rewşen kuşağı bu ateş çemberini yararak, Kürtçe edebiyatın sözlü ve yazılı mirasıyla hesaplaşarak (hesaplaşma devam ediyor) dünya edebiyatıyla ilişki kurup kendi çeviri politikasını oluşturma yoluna girmiştir. Kuşkusuz yol uzun ve meşakkatlidir. Kürt aydınlanmasında Rewşen ekolünde Avrupa’daki bazı Kürt aydınlarının emeklerini yadsımamak lazım. Rewşen ekolü Kürtçe edebiyatın yenilikçi, deneysel sıçrama noktalarından biridir.

* Sanki edebiyatın kurucu öğesi romanmış gibi bir refleks var dünyada ve artık bizde de. Kürtçede roman-öykü gibi düz metinlerin tarihi ne kadar eski?

- Kürtçe ilk öykü 1856’da Mele Mehmûdê Bazîdî tarafından yazılan “Çîroka Mem û Zînê/ Mem û Zîn’in öyküsü”dür. İlk Kürtçe roman ise 1935 yılında Erebê Şemo’nun yazdığı “Şivanê Kurmanca/Kürt Çobanı” adlı romanıdır. Görüldüğü gibi Kürtçe edebiyat tarihsiz ve köksüz değil. Temel sorunu, dağınıklığının giderilip derli toplu eksiksiz edisyonlarla okur/yazarla buluşamamasıdır. Kürtçenin okuruyla gerçekleştirdiği bu geç buluşma, yazarlar başta olmak üzere herkesin Kürtçe edebiyatın birikimiyle yüzleşmesini geciktirmiştir. Bu sürecin gerçekleşmesi, Kürt siyaseti tarafından önlem alınmaması ve sistemli kültür politikaları üretilmesi halinde bir hayli zaman alacaktır. Kürtçe edebiyat tarihi maddi hatalarla doludur. Sağır duymaz uydurur misali birçok Kürt aydını belgelere dayanmadan makaleler yazmaktadır. Edebiyat fakülteleri kurulmadan, enstitülerin arşivleri güçlendirilmeden, Kürt tarihi, kültürü ve belgeleri derli toplu Latin harflerine çevrilip araştırmacıların bilgisine sunulmadan oryantalistlerin metinleri eleştirel gözle okunmadan maalesef siyasi, kültürel tarihimiz, edebiyat tarihimiz yanlışlara gebedir.

* Peki, Kürt romanı nasıl gelişecek? Bu konuda bir öngörünüz var mı?

- Roman modern toplumların ürettiği yazın türüdür. Kürtler modernleştikçe, modernizmin çıkmazlarıyla uğraştıkça, toplumsal ve bireysel özgürlük alanlarını genişlettikçe Kürtçe roman gelişecektir. Kürt aydınları Kürdistan’ın onlara sunduğu imkânları şimdiye kadar kullanamadılar. Filistin’in birikimiyle Edward Said’in donanımından sarsıcı eleştirel enerjik evrensel bir düşünce ortaya çıktı. Ancak Kürtler hala böyle bir örneğe sahip değiller ama bir gün neden olmasın. Roman dili dönüştürecek, anlatıyı güçlendirecek önemli araçlardan biridir. Yakın dönemde birçok Kürtçe yazarı roman yazamaya girişecektir. Yaşanılacak bu süreç Kürtçe edebiyat adına büyük kazanımdır. Eleştirmenler ve bilinçli okur zamanla Kürtçe romanın yerli yerine oturmasını sağlayacaktır. Romanlar yazıldıkça Kürtçe eleştiri geleneği de güçlenecektir.

* Sizi bir şair olarak bildik bugüne değin. Roman çalışmalarınız yok mu?

- Elbette ki var. Uzun süredir iki roman üzerinde çalışıyorum. İlki son 30 yılı anlatan bir savaş romanı. İsmini koyamadım henüz. Yaşadığımız savaşın romanı sanırım yazılmadı. İkincisinin ismini Hicret koydum. Bir çöküş romanı. Diyarbakır’ın şehitlik semtinde 1983’te yıkılan Hicret apartmanının tozu toprağının 1982 Kenan Evren cuntasının marifetleriyle iç içe geçtiği bir roman.

* Kürt şiiri, edebiyatı, çevirisi ve yayıncılığı konusundaki yakın ve uzak geleceğe dair umutlarınız nelerdir? Hayatın her alanında örgütlü olmayan dilimiz, modern edebiyat metinlerine rağmen, gerçekten yaşayabilir mi?

- Anlatacak hikâyesi olan bir halkın dili ölmez. Mesele modern metinler ile okuyucu arasındaki bağları güçlendirmek, okuyucuyu çoğul okumalara çekebilmektir. Kürtçe yayıncılık Kürt siyasetinin, yerel yönetimlerin, sivil toplum örgütlerinin, küresel kültür kurumlarının desteğiyle en önemlisi yazarı ve okuruyla önümüzdeki süreçte gelişecektir. Temel sorunları olan dağıtım, reklam ve satış noktaları sorunlarını çözecektir. Umutlu olmak zorundayız. Çok çalışmak zorundayız. Dil bizi hayatın her alanında örgütleyecektir. Edebiyatımız hızlı bir şekilde gelişme kaydediyor. Ancak bu baş döndürücü hız yeni tehlikelere yol açabilir. Nedir bu tehlike? Niceliğe paralel olarak nitelikli ürünlerin ortaya çıkmaması tehlikesidir. Yine de tehlike arz etse de edebiyatçı kendini ancak deneyimleriyle var edebilir. Çeviri politikası ise bambaşka ama bir o kadar derin bir alan. Bu alanda temel sorunları iyi irdelemek lazım. Öncelikle çeviri politikasını belirlemek için çeşitli toplantılar, konferanslar, sempozyumlar düzenlemek gerekir. İlk elden profesyonel çevirmenlerin yetişmesi ardından çeviri metinlerin ilk kaynaklarından yapılması gerekiyor. Yayınevlerinin çeviriye ağırlık vermesi, çeviri dergilerinin yayınlanması yapılması, Kürt çevirmenlerinin örgütlenmesi, çeviri-bilim merkezlerinin kurulması gerekiyor.

* Yayıneviniz Lîs, kamuoyunda ilgiyle takip ediliyor. Doğrusu güzel işler yaptınız, yapıyorsunuz. Lîs yayınevi nasıl bir yayıncılık anlayışına sahip diye sorsam…

- Lîs Yayınevi zorunluluklardan doğmuş muhalif bir reflekstir. Temel meselesi Kürtçe edebiyatın üç temel eksiğini gidermektir. 1. Kürtçenin temel eserlerini eksiksiz bir edisyonla titiz bir şekilde yayına hazırlamak (Ehmedê Xanî Kitaplığı bu amaçla hazırlandı); 2. Dünya edebiyatını özenli çeviri ve sistematik şekilde Kürtçe okuyucuyla buluşturmak. (Dünya edebiyatından çeviri yapmak isteyen bütün çevirmenlere orijinal dilden çeviri yapmak koşuluyla Lîs Yayınevi’nin kapıları herkese açıktır.) 3. Kürtçenin temel eserleri ve dünya edebiyatının birikimi üzerine inşa edilmiş görkemli modern Kürtçe edebiyata kapı aralamaktır.

* İki dilli kitap projelerinizi sormak istiyorum. Devam edecekler mi? Sadece Kürtçe-Türkçe olarak mı devam edecekler?

- İki dilli kitap projemiz diller ve kültürler arasındaki kardeşlik, dostluk köprüleridir. Devam edecektir ancak sadece Kürtçe-Türkçe değil dünyanın diğer dillerinden de çeviri kitaplarımız olacak; dünya şiirini iki dilli hazırlamaktayız Anglosakson 15 şairin seçme şiirlerini Kawa Nemir İngilizce-Kürtçe yayına hazırladı yayın programımıza aldık. Şairler, çevirmenler ve okurlar için yeni kapılar açmaya çalışacağız, farklı deneyimlerle buluşturmaya gayret edeceğiz.

* Önümüzdeki süreçte Lîs Yayınevi’nden ne gibi çalışmaları görebileceğiz?

- Lîs Yayınevi’nin önümüzdeki süreçte çeviriye ağırlık verecektir. Dünya edebiyatını 100 temel romanını okuyucuyla buluşturmayı hedeflemektedir. Çeviri ile ilgili çalışmalara birçok Kürt yazarı da destek vermektedir. Kürtçeye özgün dilden çeviri yapabilecek herkesin bizimle iletişime geçmesini istiyoruz. Ehmedê Xanî Kitaplığı’ında Kürtçenin temel eserleri yayınlanmaya devam edecektir. Çocuk edebiyatıyla ilgili faaliyetlerini yoğunlaştıracaktır. Tiyatro dizisinin ilk kitaplarını yayınlayacaktır.

* Bir yandan şiir, bir yandan çeviri, bir yandan da yayıncılık. Zor olmuyor mu?

- Romanlarımı, şiirlerimi yazmak, mutlaka çevrilmesi gereken dünya yazarlarının önemli eserlerini Kürtçeye kazandırmak isterdim. Paves’in deyimiyle “Yaşama Uğraşı”m yazmak istediklerim ve çeviri olsaydı. Bir avuç insan yayınevinin tüm işleriyle uğraşıyoruz. Oldukça zorlanıyoruz.

* Dünya ve Kürt şiirinden beğendiğiniz şairler kimler? Usta diye sürekli okuduğunuz kimler var?

-Yazarlardan şairlerden ziyade metinleriyle ilişki kuruyorum. Yeni metinler keşfetmeyi seviyorum.

Yorum Yaz

You must be Giriş yaparak yorum gönderin.

//-->

anket

Sitemizi Nasıl Buldunuz?

View Results

Loading ... Loading ...

 

Haziran 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« May   Tem »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  
viagra de fines herbes Buy Levitra cheap gerneric viagra?
"));